Meridyen Derneği’nin 20. yüzyıla damgasını vurmuş ilim insanları ve aydınlarının hayatlarına tanıklık etmek üzere başlattığı “Meridyen Biyografi Konuşmaları Dizisi”nin II. toplantısı, 31 Ekim 2014 Cuma akşamı Meridyen Derneği’nin Üsküdar’daki tarihi mekânında gerçekleşti.

Meridyen Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Saliha Büyükdeniz’in selamlama konuşmasıyla başlayan program, Prof. Dr. Salih Tuğ’un “Vatansız Bırakılan Bir İslam Âlimi: Prof. Dr. Muhammed Hamidullah” başlıklı konuşmasıyla devam etti:

“Sivil toplum kuruluşları, üniversitelerin yanında ve diğer akademik müesseselerin yanında ilme katkı sağlama bakımından büyük önem arz ederler. Meridyen Derneği, böyle bir konferans serisi başlatarak iyi bir iş yapmıştır. Örnek insanları ortaya koymak suretiyle, izinden gidilecek gerçek değerleri genç nesillere tanıtmak, ilmin devamlılığı bakımından önem arz eder. İlmin devamlılığı, maddi veya manevi değerlerin mümkün olduğunca yeni nesillere tanıtılmasıyla  o yeni nesillerin de, yeni ilim yolcularının da buna bir takım ilaveler yapmak suretiyle daha yukarı çıkan ilmi seviyeler ortaya çıkarmaları ile mümkündür.

“Hamidullah Hoca’nın bizim için en büyük manası bir lider, bir ilim yolcusu olmasıdır; örneklik vasıflarıyla kendisini göstermeli ve onun örneklik tarafları üzerinde durulmalıdır. Onun vardığı sonuçlar, onun kendi görüşleridir. Bu paylaşılabilir yani kabullenilebilir veya kabullenilmez. Birisi onun fikrini beğenebilir, kabullenir veya reddeder, aksini söyler. Görüşünün paylaşılmaması halinde ‘Âcizane bu benim fikrimdir, bunu kabullenmek mecburiyetinde değilsiniz,’ fikrine sahipti.”

 

Prof.Dr.SalihTug

Prof. Dr. Salih Tuğ rol model kavramına şöyle değindi:

“Rol model denilen şey peygamberlerde de var. Peygamberler bize sadece Allah’ın emirlerini nakleden ve tebliğ eden kimseler olarak karşımızda durmaz. Aynı zamanda onların bir örnek vasıfları vardır. Hamidullah Hoca’nın vasfı da bugünün insanına akademik seviyede nasıl ve ne şekilde hareket edilirse, ilmi değeri olan bilgiler ortaya koymak mümkün olacağı konusunda örnek olmaktır.”

Prof. Dr. Salih Tuğ konuşmasına şöyle devam etti:

“Hamidullah Hoca’nın esas akademik alanı, devletler umumi hukukudur.  Devletler hukukunun siyer alanıyla çok yakından alakası vardır. Ben siyer dinleyerek yetişmiş bir insanım. Biz masal gibi siyer dinlerdik. Bir ilmi kitaba bakarak bir sahabe hayatını anlatmak, Peygamberimiz (sav)’in mücadelelerini anlatmak biçiminde değil, masallar içinde bir Medine hayatı, Mekke hayatını anlatmaktır. Hamidullah Hoca doğuştan ilme meftun bir kimseydi.”

“Sevgi ile ilmin yakın alakası olmazsa başarının imkânı yoktur,” diyen Prof. Dr. Salih Tuğ ilim adamının özelliklerine şöyle değindi:

“İlim adamı olmak, ilme düşkün olmak ve gerçekten başarılı ilim adamlığıyla insanlar tarafından takdir edilen, el üstünde, baş üstünde tutulan kimse olmak o ilim adamının sahip olduğu alana aşık olmasıyla ilgili bir şeydir. İnsan kalbiyle, merakıyla, her şeyiyle bütünleşmezse ve ilmiyle, araştırmayla, akademik çalışmalarla bütünleşmezse hiçbir şey olmaz.”

 

Prof.SalihTug

 

Son olarak Muhammed Hamidullah hakkında katılımcılar tarafından yöneltilen soruları cevaplayan Prof. Dr. Salih Tuğ sözlerini şöyle sonlandırdı:

“İlim adamlarının yeteri kadar olmamasının sebebi, insanı oyalayıcı birçok şeyin olmasıdır. İlim aşkı çok az insanda vardır. Bu ayrı bir âlemdir. En yakın örnek bu yaşına kadar ilimle ilgilenen Fuat Sezgin’dir. İlim sevgisiz, ilim aşksız olmaz.”

Program, yapılan ikramın ardından son buldu.