Meridyen Derneği’nin 20. yüzyıla damgasını vurmuş ilim insanları ve aydınlarının hayatlarına tanıklık etmek üzere başlattığı “Meridyen Biyografi Konuşmaları Dizisi”nin IV. toplantısı, 28 Kasım 2014 Cuma akşamı Meridyen Derneği’nin Üsküdar’daki tarihi mekânında gerçekleşti.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Karaman ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Erdoğan‘ın katılımıyla gerçekleşen program, Meridyen Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Saliha Büyükdeniz’in selamlama konuşmasıyla başladı.

biyografi

İlimle Mamur Bir Ömür: Prof. Dr. Hayrettin Karaman” başlığı çerçevesinde gerçekleşen programda Prof. Dr. İhsan Karaman sözlerine, ev-iş dengesi, otorite ve çocuk yetiştirme metotlarına değinerek başladı:

”Baba, ailede otorite figürüdür. Babam da çocuklarıyla, torunlarıyla arkadaş olabilen, aynı zamanda kırmayan, ürkütmeyen bir otoriteye sahiptir. Zararsız aykırılıklara her zaman tahammül etmiştir. Ergenlik yaşlarımızda yapmış olduğumuz yanlışlara direndiğimiz zaman bizi zarifçe uyarmıştır. Günümüzde  hiçbir şeye izin vermeyen ve daha da yaygın olan çocuğunu özgür bırakmış aileler var. Hayrettin Karaman ailesine vakit ayıran bir babadır. Yoğun çalıştığı zamanlarda dahi bize vakit ayırır. ‘Babam bize çocukluk yaşatmadı, baba sohbeti görmedik,’ diyebileceğimiz bir durum hiçbir zaman olmamıştır. Ailemizde sınırlar konulmamış, görünmez kaideler belirlenmemiştir.”

biyografiihsankaraman

Prof. Dr. İhsan Karaman, eğitimin önemini ve babasının kendisini etkileyen yönlerini ise şu sözleriyle anlattı:

“Tek şartı, çocuklarının imam hatip eğitimini almalarıydı. Biz imam hatibe gitmekle ve imam hatipli olmakla hep iftihar ettik. Babamın inandığı gibi ben de imam hatipli olmanın çok olumlu olduğuna inanan biriyim. Çocuğumuzu gönderdiğimiz okul şahsiyetinde önemli etkiler bırakır. Ebeveyn de bundan sorumludur. Çocuklar, anne ve babalarının işaret ettiği yöne değil, onların ayak izlerinden giderler. Bizim ailemizde de böyle oldu. Kendi kararını vermek bir eğitimdir. Yeterli yaşa, olgunluğa gelmiş bir insana kendi kararını verme yetkisini sağlamak doğru bir şeydir. Babam ile sohbetlerimizde yöntem, üslup ve yeni kelimeler öğrenirim. Meslek seçimimizi bize bırakmıştır. Nesil yetiştirme gayesi olduğundan, her zaman seçtiğimiz alanda akademisyen olmamızı istemiştir. Edebiyata, konuşmaya, yazmaya çok meraklı bir insanım. Bu konuda oldukça titizim. Bu özelliğimi babamdan almışım. Babamla birlikte güzel konuşmayı öğrenmek için birçok sohbete katılırdık. Babamın bu özelliğine sahip insanlar çok nadir. Âlim olursunuz, kütüphaneler dolusu ilminiz vardır; ama bunları herkesle paylaşmak ayrı bir meziyettir. Âlim ile cahilliğin birbirine karışması nimete küfrandır.”

biyografimehmeterdogan

Prof. Dr. İhsan Karaman, “Babamın adı geçtiği zaman, insanlarda oluşan güven duygusu, muhabbet hayran kaldığım bir şeydir.” ifadesiyle konuşmasını noktalayarak, sözü Prof. Dr. Mehmet Erdoğan’a bıraktı:

“Tezimde Hayrettin Karaman hocamın yolundan gittim. O dönemde sözlük yok, ders kitabı yok, Arapça yazmak için daktilo dahi yok. Bekir Topaloğlu ve Hayrettin Karaman oturup mumlu kağıda sözlük ve ders kitabı yazmışlardır. Bu neslin başarısını bunda aramak gerekir. Hocanın kendisine biçtiği birinci rol, dava adamı olması, ikinci rol ise ilim insanı olmasıdır.”

Prof. Dr. Erdoğan sözlerini, Prof. Dr. Hayrettin Karaman’ın aileye bakışına değinerek sonlandırdı:

“Hayrettin Karaman gıpta edilecek bir babadır. Tezimde onun izinden gittiğim gibi çocuklarımın eğitimi noktasında da onun izinden giderek imam hatibe gönderdim. Muhammed Hamidullah’ın tanınmasında hocamın katkısı çok büyüktür. Hocamıza nesil olarak çok şey borçluyuz. Âlimlerimizi överken, önümüzden giden biri olarak övmeliyiz.”

biyografikonusmalari

Meridyen Derneği Yönetim Kurulu üyesi Dr. Sare Davutoğlu’nun da iştirak ettiği program, Prof. Dr. İhsan Karaman ve Prof. Dr. Mehmet Erdoğan’ın  katılımcıların sorularını cevaplamalarının ardından son buldu.