Meridyen, uzman konuklarımızın rehberliğinde, bilgi birikiminizi arttırmak ve yeni nesiller yetiştirirken attığınız adımları doğru bilgilerle sağlamlaştırmak için düzenlediği “Meridyen Nesilleri Kuşatıyor” seminer dizisinin ilk programını dernek merkezinde, 1 Aralık 2015 Salı günü saat 13:00’de Uzm. Psk. Sergül Oğur Çaydamlı’nın katılımıyla gerçekleştirdi.

“Davranış Gelişimi”  konusu çerçevesinde gerçekleşen programda, Çaydamlı sunumuna, yetişkinlerin gelişim sürecindeki çocuklardan görmeyi talep ettikleri davranışların neler olduğuna değinerek başladı:

“Yetişkinler çocukların gelişim sürecinde iletişim becerilerinin olmasına, duygularını kontrollü bir şekilde yansıtabilmelerine, bağımsız olabilmelerine, inisiyatif kullanabilmelerine, hedeflerinin olmasına ve problem çözebilmelerine önem verirler. Yetişkinlerin bu beklentiler içinde yaptıkları en önemli hatalar ise etiketleme, suçlama, tehdit, vicdan yapma, kıyaslama ve olumsuz beklenti cümleleri kurma şeklinde olur.”

scaydamli

Doğru ve yanlış davranışlarımızın arasında ince bir çizginin olduğunu vurgulayan Çaydamlı, sözlerine şöyle devam etti:

“Çocuklara söylediğimiz her şey ilerde onların iç sesi olur. Bu, durumu daha da zorlaştırır. Örneğin; bir çocuk sürekli eleştirilirse kınamayı ve ayıplamayı öğrenir. Çocuk eğer kin ortamında büyümüşse kavga etmeyi öğrenir. Alay edilip aşağılanmışsa sıkılıp utanmayı öğrenir. Utanç duygusuyla eğitilmişse kendini suçlamayı öğrenir. Hoşgörüyle yaklaşılmışsa sabırlı olmayı öğrenir. Desteklenip yüreklendirilmişse kendine güvenmeyi öğrenir. Övülmüş ve beğenilmişse takdir etmeyi öğrenir. Hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse adil olmayı öğrenir. Güven ortamının içinde yetişmişse inançlı olmayı öğrenir. Kabul ve onay görmüşse kendini sevmeyi öğrenir. Aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

Çocuklar deneyip görerek, hata yaparak öğrenir. Çocukların hata yaparak öğrenmesi gerekli bir durumdur; fakat bu zaman dilimi ebeveynler için oldukça zordur. Çocuğumuzu anladığımızı göstermek için sağlıklı iletişim, yeterli zaman ayırmak, sevgimizi göstermek, ilgili, övgülü olmak ve onun da seveceği şeyleri yapmak önemlidir. Yapmasını istemediğimiz şeylerde öncelikle çocuğumuza kendimiz model olmalıyız. Evde kurallarımız olmalı ve bu kuralları uygularken çocuklar arasında adaletli olunmalıdır.”

mnk

“Çocuğumuzu anladığımızı ama yaptığı davranışın kabul edilemeyeceğini dile getirmeliyiz,” diyen Çaydamlı,  davranış gelişiminde ödül ve ceza kavramlarının avantajlarından bahsederek sözlerini sonlandırdı:

“Çocuklar yapmaması gereken davranışları devam ettirebilirler. Bu durumda ödül ve ceza yerine çocuğa seçim sunma yoluna gitmeliyiz. Örneğin; kapıyı çarpmaya devam eden çocuğa, ‘Televizyon izlememeyi mi tercih ediyorsun yoksa yastıklara vurarak sakinleşip televizyon izlemeyi mi tercih ediyorsun?’ diyerek çocuğa kendi seçimini yapmayı önermeliyiz. Bu durumda biz, ödül ya da ceza yerine çocuğa kendi seçiminin sonuçlarıyla baş başa kalmayı öğretmiş oluruz. Özür dilemesi durumunda da geri adım atmayarak çocuğun davranışı üzerinde düşünmesini sağlamayı ve böylelikle becerisinin gelişmesini sağlamalıyız. Ödül, çocuğun neden sonuç, iç kontrol ve empati yeteneğini köreltir. Ceza ise, ebeveynler arasında güç kontrolüne dönüşür, davranışın tekrarlanmasına neden olur, çocuk kendisini kontrol etmeyi öğrenemez ve suçluluk duygusuna kapılır.”

Program, katılımcılara yapılan ikramın ardından son buldu.